Talas Express Haber

Coşkun Sele Yön Verebilmek

Okunma: 1786 - Yazar: Turgut Erhan - Mail: turguterhan@hotmail.com - Turgut Erhan Diğer Yazıları

Anne-babaların göz nuru olan çocuklar, milletlerin umudu ve istikbalidirler. Hiçbir millet yoktur ki, çocuklarına şöyle veya böyle önem vermemiş olsun. Çünkü bir ülkenin en büyük milli serveti çocukları ve genç nüfusudur.
Konuya ülkemiz açısından baktığımızda görüyoruz ki, gerçekten gelişmiş ülkeleri dahi kıskandıracak bir genç nüfusa sahibiz. Bu, elbette yeni bir yüzyılın başında bulunduğumuz şu günlerde muazzam bir potansiyel güç ve iftihar vesilesidir.
Çocuklarımızla, gençlerimizle övünebilmenin ön şartı, onların akılcı ve mantıklı düşünen, araştırmacı ve üretken, bilgiyi paylaşan, insanlık ve ahlaki değerlere sahip çıkan, kendisine ve başkalarına değer veren, milli ve manevi duygularla dolu olarak yetiştirilmesine bağlıdır. Eğer bu idealde bir nesil yetiştirilebilir ise o zaman gelecek bizim olacaktır. Ama kafa ve ruh yapısı itibariyle perişan, büyük-küçük tanımayan, ciddi hiçbir şey okumayan, düşünmeyen, milli seciye ve kültürümüzden bihaber, tek düşüncesi eğlenmek, para harcamak, her türlü yolu meşru görerek nefsin istek ve arzularını ön plana alarak idealsiz, amaçsız bir nesille ise, halimizin perişan ve geleceğimizin de karanlık olacağı aşikardır.
Çocuklarımıza, gençlerimize sunacağımız en değerli armağan, onlara bırakabileceğimiz en kıymetli miras güzel ahlak, terbiye ve insan sevgisidir. Hz. Muhammet (s.a.v) “Hiçbir anne-baba çocuğuna güzel terbiyeden daha iyi bir miras bırakamaz” buyurmuşlardır. Çok hızlı bir değişimin yaşandığı günümüzde kendisiyle ve çevresiyle barışık, başarılı nesiller kazanmanın yolunun sevgi, ilgi, güven, doğruluk ve sorumluluktan geçtiğini unutmamak gerekir. Ayrıca bu duyguları tadamayan gençlerin terör örgütleri, birtakım sapık fikir ve düşünceler ile içki, kumar, uyuşturucu gibi kötü alışkanlıkların batağına düştüğü bir gerçektir. Şunu da hiçbir zaman unutmamak gerekir ki, ideali gençlere verirken onlara emirler ve yasaklar yağdırmak yerine, sevdirici, özendirici, bilgilendirici yönlendirmeler yapılmalı, sorumluluk verip özgüvenleri geliştirilmelidir. Hz. Ali (r.a)’ın “Çocuklarınızı kendi zamanınıza göre değil, gelecek zamana uygun olarak yetiştiriniz. Çünkü onlar sizin zamanınız için değil, gelecek zaman için yaratılmışlardır” sözü unutulmamalıdır.
Gençlerin ihmal edilmesi ise, telafisi zor yaralar açacağı gibi gelecek açısından da felaketlere sürüklenmeye sebebiyet verebilir. O halde gençlerimizi iman, ibadet, milli şuur ve kültür bilinci içerisinde yetiştirmek zorundayız. Hz. Muhammet (sav) kıyamet gününde Allahın arşının gölgesinde gölgelenebilecek olan yedi sınıf insanı sayarken adil yöneticilerden sonra ikinci sırada Allaha ibadet ederek yetişen gençleri zikretmiştir. 
 
 
İbadetin ana mekanını oluşturan camilerle gençlerimizi buluşturmak, geç kalmadan genç bir şekilde peygamberimiz (sav) in müjdesine de nail olabilmek, gençleri cami ile buluşturup ibadete katılımını sağlamak önemli bir vecibeyi yerine getirmektir. Zira Hz. Ali, Zeyd b. Harise, Ammar b. Yasir, Sa’d b. Ebi Vakkas, Mus’ab b. Umeyr, Habeşli Bilal gibi Mekke’nin gençleri iman edip İslam’la şereflendikleri andan itibaren son nefeslerine kadar Allah ve Resulüne itaat, din-i mübine hizmet yolunda büyük bir gayret göstermişlerdir. Kabe’nin gölgesinde cemaatle ilk kılınan namazda, hicret yolculuğunda, Mescid-i Nebevi’nin inşasında, Bedir’de, Uhud’da, Hendek’te hep bu gençleri görüyoruz. Resulullah Efendimiz (s.a.s), hicretle Medine’yi yurt edinince ilk iş olarak inşa ettiği mescidin bir bölümünü eğitim ve öğretim için tahsis etmiştir. Allah Resulü, İslam akademisi diye nitelenebilecek bu Suffe mektebinde nice ilim sahibi gençler yetiştirmiştir. Gün gelmiş bu gençlerden Hz. Ali’yi Yemen kadılığı, Muaz b. Cebel’i Yemen valiliği, Zeyd b. Sabit’i vahiy katipliği, Üsame’yi ordu komutanlığı gibi stratejik görevlere getirmiştir. O, bu uygulamalarıyla “size güvenim sonsuzdur” mesajını vermiştir. Gençleri geleceğe yönelik bilgi ve birikimle donanımlı yetiştirmenin örnekliğini de veren Peygamberimiz (sav) bizlere bu konuda da öncü olmuştur.
Gençlerinde her şeyden önce sorumlu olduğu anne-babaya, aileye, topluma ve cemiyete, millete güven vermeleri gerekir. Özellikle gençlerimizin, geleceğin ümidi, ışıklı çiçekleri olduklarını, her zaman gençleri yanında bulmuş olan sevgili Peygamberimizin, “İnsanlar içinde Allah’ın en çok sevdiği kimse, kötülükleri terk edip iyiliklere yönelmiş olan gençtir’”buyurduğunu unutmamaları gerekir. 
Şüphesiz insan hayatındaki en önemli dönem gençlik devresidir. Çünkü insan, hayatını çoğunlukla bu dönemde öğrendiği bilgi ve birikimler vasıtasıyla şekillendirir. İşte bu yüzden gençlik, çok kritik ve önemli bir dönemdir. Coşkun bir sel gibi akan bu dönemin ihmal edilmesi veya iyi değerlendirilememesi hayatın daha sonraki dönemlerinde sıkıntı ve ızdırap  içerisinde geçmesine sebebiyet verebilir.
Hemen sevinçle ifade etmek gerekir ki, idealist bir genç ve gençlik görünce, geleceğe ümitle baktığımızı, istikbalimizin sağlam temellere oturacağını, en azından kökü mazide olan bu milletin geleceğinin de aydınlık olacağını ifade etmek gerekir. 
Milletlerin istikbalini şekillendirecek olan gençlerle, geleceğin aydınlık olmasını isteyen topluluklar, nesillerini iyi yetiştirmek zorundadırlar. Zira aydınlık bir geleceğin inşası için toplumun her kesimine ve herkese büyük görevler düşmekdedir. Çünkü başarı, gençliğin dinamizmi ile olgunluğun tecrübesinden inkişaf eder.
 
Turgut ERHAN
Talas Müftüsü